SÜLÜK TEDAVİSİ (HİRUDO TERAPİ)

SÜLÜK TEDAVİSİ (HİRUDO TERAPİ)
Sülük

SÜLÜK TEDAVİSİ (HİRUDO TERAPİ)

Sülükler, özellikle de tıbbi sülükler, vücuttaki fazla ve pis kanı dışarıya çıkarmak için çok uzun yıllar öncesinden beri kullanılmışlardır. XIX. yüzyılda Fransa’da, hastalıkların çoğu sülükle tedavi edilmekteydi. Bu iş için özel çiftliklerde, binlerce sülük yetiştirilirdi. Yapıştığı yerden koparılması hatalıdır. Yanan bir kibrit etrafında gezdirilir veya sırtına sönmüş sıcak kibrit çöpü bastırılırsa kendiliğinden düşer. İnsanın ağzına kaçarsa, tuzlu veya sirkeli su içilmelidir. Tıbbi uygulamalarda kullanılan tıbbi sülük “hirudo medicinalis” dir.

Tıbbi sülüğün baş kısmında, gözleri bulunmaktadır. Ağız yapısında üç çenesi, yutağın etrafında tükürük bezleri mevcuttur. Tükürük bezleri, besin olarak alınan  canlının kanının pıhtılaşmasını önleyen, hirudin salgısı içerir. Keskin çenelerinin yardımıyla, derinin 1,5 mm derinliği boyunca ısırabilirler. Emdiği kan hacmi, yaklaşık 5-15 ml’dir. Isırdığı yerden ayrıldıktan sonra ısırdığı bölgede (yaklaşık olarak 3 – 24 saat) kanama olabilir.

Bir tedavi seansında, çoğunlukla bireylere 5 ile 12 adet tıbbi sülük uygulamaktadırlar. Sülükle tedavinin Latince ismi, hirudoterapidir. Sülükler binlerce yıldır, tedavi edici amaç için kullanılmıştır. Mısırlı firavunların, sülükleri tedavilerde kullandıkları da saptanmıştır. Daha sonra  Hipokrat’ın yetiştirdiği doktorlardan, Galenus Avitsenna‘nın sülüklerin yardımıyla, hastaların acılarını dindirdiği bilinmektedir. Orta çağ döneminde Avrupa’da sülükler, birçok hastalığın tedavisi için uygulanmış ve resmi olarak kullanılması onaylanmıştır.

suluk tedavisi hirudo terapi 1024x385 - SÜLÜK TEDAVİSİ (HİRUDO TERAPİ)

Sülükle tedavi Osmanlı İmparatorluğu’nda da kullanılmıştır. Sülükler günümüzde kullanılan birtakım ilaçlar için oldukça önemli bir yeri olan hammaddedir. Kalp ve kolesterol ilaçlarının ve birçok cilt hastalığına iyi gelen ve cilde tazelik veren ilaçların yapımında sıkça kullanılmaktadır. Aynı özellikleri taşıyan salyangozun ve sümüklü böceklerin salgılarıyla beraber büyük bir pazarın parçasını oluşturur.

Hirudoterapi özellikle, XVIII. yüzyılı sonuna doğru ve XIX. yüzyılın yarısına doğru yaygın olarak uygulanmıştır. Ancak, o zaman doktorlar, sülüklerin tıpta kullanılmalarına çok önem verdiler. Doktorlar birçok hastalıklarda sülükleri kullanıp, yaklaşık olarak 200 kadar hastalığı iyileştirdiler.

Hirudoterapiye duyulan bu ilginin vurgulanması övgü değildir, sadece insan sağlığı yönünde tedbirli ve mantıklı bir davranışın işaretidir. Hirudoterapinin tedavi edici etkisi, çeşitli etkiler gösterir. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak; Organların işleyiş biçimi, refleks sistemi ve biyolojik etkileri. Sülükler, genellikle hastanın derisinde refleks hareketi meydana getiren noktalara uygulanır.

Sülükler, ısırdığı noktadaki mekanizmayı harekete geçirir ve kan akışının sağlanmasında oldukça başarılıdır. İkinci olarak, daha sonra sülüğün ısırdığı bölgede, bir süre kan akışı meydana gelir. Ve üçüncü olarak kan emilirken, içinde 100 ‘den fazla enzimin bulunduğu salyasını, yumuşak bir hareketle insan vücuduna salgılar. Vücudun içinde birikip atılamayan sıvıları (irin, iltihap vb.) çeker insan organizmasını düzenler.

TIBBİ SÜLÜK SALYASINDAKİ MADDELER

  • Hirudin
  • Destabilase
  • Hirustasin
  • Bdellins
  • Hyaluronidase
  • Tryptase inhibitör
  • Eglins
  • Factor Xa inhibitör
  • Complement inhibitors
  • Carboxypeptidase A inhibitors
  • Histaminelike substances
  • Acetylcholine
  • Anesthetics subsctance
  • Ayrıca sülüğün salyası, bakterilere karşı koyucu, anti bakteriyel özelliğe sahiptir.

 

TIBBİ SÜLÜĞÜN KULLANILDIĞI ALANLAR

  • Kardiyoloji
  • Pnömoloji
  • Gastroenteroloji
  • Endokrinoloji
  • Jinekoloji
  • Üroloji
  • Göz
  • İmmünoloji
  • Ve Diğerleri

 

TIBBİ SÜLÜĞÜN İNSANA FAYDALARI

  • Pıhtıların çözülmesini sağlar.
  • Hipoksiyi düzenler.
  • Kandaki oksijen miktarını arttırır.
  • Düşük tansiyon (normale çevirir).
  • Yüksek tansiyonu düzenler.
  • İltihaplı yaraların tedavi sürecini hızlandırır.
  • Damarlardaki kan dolaşımını düzenler.
  • Yağların eritilmesini sağlar.
  • Nabız, sinir ve kasları düzenler.
  • Genel refleksi düzenler.
  • Damar duvarlarını düzenler.
  • Antibakteriyel koruyucudur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Ağrı kesici özelliğe sahiptir.